NEVA — Karanlığın İçinde Açan Bir Çiçek
Kişisel puan: 84/100
Platform: PlayStation 5
Tamamlama sürem: 3–4 saat
İlk izlenimler: Sessiz ama kendine çeken bir macera
Neva, beni sürekli konsolun başına geçmeye zorlayan veya her fırsatta açmak istediğim bir oyun olmadı. Buna rağmen PlayStation 5'i açtığımda elim çoğunlukla Neva'ya gitti. Oynarken bırakmayı düşündüğüm bir an da olmadı.
Alıştığım büyük bütçeli AAA oyunlarından oldukça farklı bir deneyim sunuyordu. Başlangıçta bu kadar kısa ve sade bir oyuna zaman ayırmaya değer mi diye düşünsem de tamamladığımda farklı bir oyun deneyimi yaşadığımı rahatlıkla söyleyebilirim.
Hikâye: Umutsuzluğun içinden doğan umut
Neva'nın en başarılı bulduğum yönlerinden biri hikâye anlatımı oldu.
Oyun, neredeyse hiçbir diyaloğa ihtiyaç duymadan güçlü bir hikâye anlatmayı başarıyor. Alba ve Neva'nın yolculuğu boyunca kurulan duygusal bağ, doğrudan kelimelerle değil; karakterlerin davranışları, çevrede yaşanan değişimler ve karşılaşılan olaylarla aktarılıyor.
Neva'nın dünyasında umutsuzluk ve karanlık her yere sinmiş durumda. Ancak bütün bu karanlığın ortasında açan bir çiçek gibi, umudun varlığını hissettiren bir anlatım var.
Final beni üzdü. Fakat üzücü olması, sonun tatmin edici olmadığı anlamına gelmiyor. Aksine, hikâyenin ulaştığı noktayı oldukça başarılı buldum. Oyun, anlatmak istediği duyguyu sonuna kadar korumayı başarıyor.
Görsel tasarım: Çocukluğumuzun epik çizgi filmleri
Neva'nın tartışmasız en güçlü yönlerinden biri sanat yönetimi.
Çizimler ilk bakışta basit görünebilir. Ancak renklerin kullanımı, arka planlar ve çevre tasarımları son derece etkileyici.
Özellikle mevsim döngülerini çok başarılı buldum. Mevsimler değiştikçe dünyanın görünümü de dönüşüyor. Böylece yolculuğun ilerlediğini yalnızca hikâyeden değil, çevreden de hissedebiliyorsunuz.
Oyun bana çocukluğumuzda izlediğimiz, basit çizimlerine rağmen son derece epik hissettiren çizgi filmleri hatırlattı.
Renk paletinin güzelliği ve karanlık atmosferin çizimlerle aktarılma biçimi, oyunun akılda kalan en önemli özellikleri arasında.
Müzikler: Kaçırılmış bir fırsat
Görsel tasarımı ne kadar başarılı bulduysam müzikleri de bir o kadar yetersiz buldum.
Böylesine epik çizimlere ve etkileyici bir atmosfere daha güçlü müziklerin eşlik etmesini beklerdim.
Örneğin Death Stranding'i oynarken sıkılmış ve devam edememiştim. Buna rağmen oyunun ilk sahnelerindeki müzikleri hâlâ hatırlıyorum. O müzikler atmosferi çok güçlü biçimde destekliyordu.
Neva'nın müzikleri bende böyle bir etki bırakmadı.
Oyunun karanlık ve umutsuz dünyası görsellerle mükemmel şekilde aktarılırken aynı başarının müziklerde yakalandığını düşünmüyorum. Daha etkileyici bir müzik kullanımı, bazı sahnelerin duygusal gücünü artırabilirdi.
Oynanış: Sade, başarılı ama geliştirilebilir
Neva'nın oynanış mekanikleri oldukça sade. Hareket, zıplama, kılıçla saldırma ve çevreyle etkileşim kurma üzerine inşa edilmiş bir yapı var.
Genel olarak oynanışı başarılı buldum. Ancak özellikle savaş mekaniklerinin biraz daha geliştirilmesini isterdim. Daha fazla saldırı çeşidi veya farklı dövüş seçenekleri, oynanışa zenginlik katabilirdi.
Buna karşılık oyunun bir aynalı bölümü var ki benim için bütün deneyimin en başarılı kısımlarından biriydi.
Bu bölümde kullanılan mekanik son derece yaratıcıydı. Zihnimi ciddi anlamda çalıştırmamı gerektirdi ve bu durumdan oldukça keyif aldım. Daha önce başka bir oyunda böyle bir mekanikle karşılaştığımı hatırlamıyorum.
Neva'nın bu tür özgün fikirlerden biraz daha fazla yararlanmasını isterdim.
Bölüm tasarımı, bulmacalar ve zorluk
Bölüm tasarımları genel olarak başarılı olsa da zaman zaman birbirlerine benzediklerini düşündüm.
Bazı bölümlerde hangi yöne gitmem gerektiğini hemen anlayamadım. Hiçbir zaman tamamen kaybolmadım ama Ghost of Tsushima'daki rüzgâr sistemi gibi, oyuncuya gitmesi gereken yönü sezdiren bir mekanik faydalı olabilirdi.
Bulmacaların zorluğunu ise genel olarak ideal buldum. Ne aşırı kolay ne de mantıksız derecede zorl